Bu kıyılar Antiller adını alır. Hicri takvimin 869 yılında (1493) keşfedilmişlerdir. İsmi Colombo olan Cenovalı bir kafir tarafından keşif edildikleri bildirilmiştir.
Paşalarına uyguladığı bir alışkanlık olarak, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1554’te başını vurdurduğu Piri Reis, 1513’te Amerika kıtasını gösteren en eski haritalardan birine imza atmıştı. Aralarında Kristof Kolomb’a ait bir haritanın da olduğu çeşitli kaynaklardan devşirilmiş bu harita “Portolan” tarzında hazırlanmıştı. Denizciler için bir tür klavuz olan portolan haritalarının üzerinde genelde merkezden yayılan 16 çizgi ve limanları birbirine bağlayan rota çizgileri olurdu. Ayrıca kıyılar üzerindeki kent ve kasabaların adları, ölçek çizgileri, sığ ve kayalık bölgeler işaretlenirdi bu haritalara.
Piri Reis Haritası, ceylan derisi üzerine çizilmiş, 900 x 600 mm boyutlarındadır. Kenarlarda portolan tarzı çeşitli notlar bulunur. Bu notların çoğu esir Portekiz ve İspanyol denizcilerin anlattıklarına dayanır. Notlarda Yeni Dünya’nın yerlileri, hayvanları, bitkileri, madenî zenginlikleri ve diğer ilginç özelliklerine değinilir. Ayrıca, gösterilen yerlerde bulunduğu rivayet edilmiş hayvan veya hayalî yaratıkların resimlerini de gösteren harita, toplam dokuz renkle çizilmiştir.
Kenar notlarından birinde bu haritanın batıda Kristof Kolomb’un keşfettiği yöreler, doğuda da “Çin, Hint ve Sint” bölgelerini gösterdiğini yazar. Sağ kenardaki notlarının bazıların yarım cümlelerden oluşması bu haritanın daha büyük bir dünya haritasının sol yarısı olduğunu gösterir; öbür yarısı kayıptır.
İşte Piri Reis’in harita üzerindeki notları:
I. Burada Vakami denilen bir çeşit boya bulunur, ilk bakışta göremezsiniz, çünkü uzaktadır… Dağlarda zengin maden yatakları vardır… İpek benzeri yünleri olan bazı koyunlar vardır.
II. Bu yörelerde medeniyet yoktur. Bütün herkes çıplak dolanır.
III. Bu bölge Antiller ili olarak bilinir. Gün batımı tarafındadır. Derler ki, orada dört çeşit papağan vardır, beyaz, kırmızı, yeşil ve siyah. İnsanları ise papağan eti yerler ve kafalarına papağan tüylerinden süsler takarlar. Bir taş vardır. Bir mihenk taşını anımsatır. İnsanlar bunu balta yerine kullanır. Son derece serttir. JP bu taşı gördü.
IV. Bu harita, Kemal reisin yeğeni olan İbni Hacı Mehmed Piri tarafından çizildi, Gelibolu, 919 yılının muharrem ayı. (1513 yılının 9 Mart ve 7 Nisan tarihleri arasına denk gelir)
V. Bu bölüm bu kıyılar ve adaların nasıl bulunduğunu tarif eder.
Bu kıyılar Antiller adını alır. Hicri takvimin 869 yılında (1493) keşfedilmişlerdir. İsmi Colombo olan Cenovalı bir kafir tarafından keşif edildikleri bildirilmiştir.
Bir gün bu bahsedilen Colombo’nun eline bir kitap düşmüş. Bu kitapta Batı denizlerinin (Atlantik) sonunda pek çok kıyılar ve karalar olduğu ve oralarda her türünden metaller ve değerli taşlar olduğu anlatılmaktaymış. Bahsi geçen bu kitabı iyice okumuş, Cenova valisine bütün okuduklarını bir bir anlatmış ve demiş ki: Gel, bana iki gemi ver, gideyim bu yerleri bulayım. Demişler ki: Bre kaygısız adam, hiç batı denizinin ucu veya bucağı bulunabilir mi? Onun buharı dahi karanlıklarla dolu. Bunun üzerine bahsi geçen Colombo Cenovalılardan hiç bir yardımın gelmeyeceğini görerek, hızla İspanya kralına gitmiş ve hikayelerini ayrıntısı ile anlatmış. Onlar da Cenovalılar gibi cevap vermişler. Kısacası, Colombo bu kişilerin peşinden çok koşturmuş, sonunda İspanya kralı buna tam tertibatlı, tayfalı iki gemi vermiş ve demişki: Ey Colombo, eğer dediğin gibi çıkarsa, seni o ülkelerin kaptanı yapacağız. Denilene göre, Colombo batı denizlerine gönderilmiş.
YAMYAMLAR HER YERDE!
Rahmetli Gazi Kemal yeğenim, bir İspanyol köle getirdi. Bu köle Kemal Reis’e Colombo ile birlikte üç kere bu karalara gittiğini söyledi. Dedi ki: İlk olarak Cebelitarık geçidine, oradan da güney ile batı arasındaki istikamette ilerledik. Dümdüz bin mil gittikten sonra bir adaya rastgeldik. Denizin dalgalarının köpüğü bittiğinde, yani deniz sakinleştiğinde, Kuzey yıldızı da yavaş yavaş görüşten kaybolmuş, demeleri o dur ki, o tarafın yıldızları bizim bildiğimizden farklı dizilirmiş. O tarafın yıldızları, farklı biçimlerde görülmüş. Daha önce yol üstünde gördükleri bahsi geçen adaya demir atmışlar. Adanın sakinleri gelmişler, ok atmışlar ve onları adaya çıkartmamışlar ve bilgi istemişler. Kadını da erkeği de mızrak atmışlar. Bu okların ucu balık kemiğinden yapılıymış ve bütün ada sakinleri çırılçıplak imiş. Adaya çıkamayacaklarını anlayınca, adanın arka tarafına dolanmışlar ve orada bir kayık görmüşler. Kayığın görülmesi ile içindekiler kaçmışlar ve adanın içlerine doğru kaybolmuşlar. Onlar da (İspanyollar) kayığı alıp bakmışlar. Görmüşler ki kayığın içinde insan etleri vardır. Anlamışlar ki, bu kaçanlar adadan adaya dolaşıp insan avlayarak yiyen bir halktandırlar.
Diyorlar ki Colombo başka bir ada görüp yanaştı, bu adada dev yılanlar olduğunu gördüler. Bu adaya çıkmadılar ama oralarda onyedi gün beklediler. Bu adadaki yerliler gemidekilerden bir zarar gelmediğini görünce, balıklar yakaladılar ve kayıkları ile onlara getirdiler. Bu İspanyolları pek memnun etti ve onlara cam boncuklar verdiler. Anlaşıldığına göre Colombo’nun okuduğu kitapta bu yerlilerin renkli cam boncuklara çok önem verdiği yazılmıştı. Bu boncukları görünce daha çok balık tutup getirdiler. Bu İspanyollar her seferinde onlara cam boncuk verdi. Bir gün, bir kadının kolunda altın gördüler, altını aldılar ve kadına cam boncuklar verdiler. Onlara dediler ki, altın getirin, biz size daha çok boncuk vereceğiz. Onlar gitti ve daha çok altın getirdiler. Anlaşılıyor ki, onların dağlarında altın madenleri vardır. Hatta bir başka gün bir yerlinin elinde inciler gördüler. Anladılar ki, boncuk verdikçe daha çok inci bulup getiriyorlardı. Bu adanın kıyılarında bir yerde, hem de bir iki kulaç derinde, çok inci bulunuyordu. Gemilerine bazı yerel ağaçlar ile birlikte iki de yerli alarak, ayni yıl içinde İspanya kralına geri döndüler. Bu bahsedilen Colombo, yerlilerin dilini bilmediği için her şeyi işaretlerle anlaşmışlar. Bu yolculuktan sonra İspanya kralı papazlar ile beraberinde arpa göndermiş, yerlilere nasıl ekip biçeceklerini öğretirken onları kendi dinlerine çevirmişler. Bunlar hayvan gibi çıplak gezip çıplak yatarlarmış. Şimdi ise bu yerler herkesce bilinmiş ve pek meşhur olmuş. Bahsi geçen Antil adaları ve kıyılarına işaretlemek için isimleri Colombo seçmiş ve buraların ismi olarak kalmış. Bu Colombo ayni zamanda büyük astronom imiş. Bu haritadaki kıyılar ve adalar, Colombo’nun haritalarından alındı.
VI. Bu tarihe kadar bu harita gibisi kimsenin elinde mevcut değildir. Bu Allah’ın kullarının eliyle cizildi, ve şimdi düzenlendi. Yaklaşık yirmi kadar küçük haritadan, iki boynuzluların beyi İskender zamanında çizilmiş ve dünyanın yerleşkelerini gösteren ve Arapların Caferiye dedikleri ‘Mapea Mundi‘ ki bunların sekizi Hindistanı gösteren Arap haritalarıdır ve şlaveten dört Portekizli tarafından çizilmiş olan ve Hindistan, Çin ve Hindi-Çin ülkelerini geometrik olarak gösterenler ve batı taraflarını gösteren Colombo tarafından çizilmiş olanlardan bizzat elde ettim. Bütün bu haritaları tek bir cetvele gore boylandırıp bu son toplu şeklini verdim. Yedi Denizi gösteren bu harita, denizcilerimiz için kendi memleketimizi gösteren haritalar kadar doğru ve güvenlidir.
VII. Portekizli bir kafirin anlattığına göre, bu noktada gece ve gündüz en kısa olduğunda iki saat, en uzun olduğunda yirmiiki saat sürermiş. Fakat gündüzler pek sıcak, geceler de pek rutubetli olurmuş. (Verilen saat farkı 58. enlemde olası; Güney Amerika’nın en güney ucu, örn; Rio-grande.)
VIII. Hindistan ülkesi yoluna giderken bir Portekiz gemisi, kıyıdan esen ters bir rüzgara yakalanır. Fırtına yüzünden güney yönüne savrulan gemidekiler uzaklarda bir kıyı görerek ona doğru ilerledi. Bu yerlerin demirlemek için uygun olduğunu gördüler. Demir attılar ve kayıklarla kıyıya çıktılar. Tümü çıplak olan yürüyen insanlar gördüler. Fakat ucları balık kemiğinden yapma oklar atıyorlardı. Orada 8 gün kaldılar. Bu insanlarla işaretleşmek yolu ile ticaret yaptılar. Bu gemi bu yerleri gördü ve hakkında yazdılar…. Sözkonusu gemi Hindistana gitmekten vazgeçip Portekiz’e döndü ve ulaştıklarında haberi verdiler. Bu kıyıları ayrıntısı ile açıkladılar. Oraları keşfettiler.
IX. Ve bu ülkede anlaşıldığına göre bu şekilde beyaz tüylü canavarlar (ayı?) bulunmakta, ve hatta 6 boynuzlu öküzler (geyik?). Portekizli kafirler haritalarına böyle yazmışlar.
X. Burası bir kayıp ülke. Herşey yerle bir olmuş ve dediklerine göre her yan yılanlarla doluymuş. Bu yüzden Portekiz kafirleri bu kıyılara yaklaşmadılar ve söylediklerine göre bu kıyılar çok da sıcakmış.
XI. Ve bu dört gemi Portekiz kalyonu idi. Biçimleri çizilmiştir. Bunlar Hindistana ulaşabilmek için, batı kıyılarından yola çıkıp Abu-Sina’ya (Habeş) doğru gittiler. Dediklerine göre Şuluk’a doğru. Bu körfezin uzunluğu 4200 mildir.
XII. Bu kıyılardaki kule ….
Her nasılsa ….
Bu iklimde altın ….
Bir ip alarak ….
Söylendiğine göre ….
NOT: Bu satırların yarısının eksik olması, bu haritanın iki parçaya ayrılmış olduğunun ispatıdır.
XIII. Ve Felemenkten (Flanders) gelen Ceneviz gemisi fırtınaya tutuldu. Bu adalara sürüklenip geldi, bu sayede bu adalar bilinir oldu.
XIV. Denildiğine göre, çok eski zamanlarda ismi Sanvolrandan ( Santo Brandan ) olan bir rahip yedi denizleri (tüm dünyayı) dolaşmış. Bir gün adı geçen rahip bu dev balığa rast gelmiş. Bir kara parçası olduğunu sanıp bu balığın üstüne (çıkıp) bir de ateş yakmış. Balığın sırtı yanmaya başlayınca silkelenip bunları denize dökmüş. Kayıklarına geri binip gemilerine geri kaçmışlar. Bu olay Portekizli kafirlerce anlatılmadı, bunu antik dünya haritasından (Mappea Mundi) aldım.
XV. Bu küçük adalara onbir bakire demek olan Undizi Vergine adı verilmiş.
XVI. Ve bu ada Antil adası diye bilinir. Pek çok canavarlar ve papağanlar ve odun vardır. İnsanlar yaşamaktadır.
XVII. Fırtına sonucu bu kıyılara sürüklenen bu gemi gittiği yerde kaldı… Geminin ismi Nicola di Giuvan. Haritalarında görülen bu ırmakların (yataklarının) altın dolu olduğunu yazdılar. Su çekildiğinde kumdan pek çok altın kırıntısı topladılar.
XVIII. Portekizin bu gemisi fırtınaya tutuldu ve bu karaya geldi. (Detaylar VIII’de)
XIX. Portekizli kafirler buradan daha batıya gitmediler. Bütün öte kıyılar da İspanya’nın oldu. Yaptıkları anlaşmaya göre Cebelitarığın iki bin mil batısından geçen çizgi sınır kabul edildi. Dünya’nın güney yarısı ve Hind tarafı hariç Portekizliler, bu sınırdan öte batıya geçmezler.
XX. Bu, fırtınaya tutulup bir adaya sürüklenen Nicola Giuvan isimli kalyondur. Sürüklendiği adada tek boynuzu olan öküzler ( gergedan?) bulunmaktadır. Bu yüzden bu adaya öküzler adası anlamına gelen Isle de Vacca ismini vermişler.
XXI. Adı geçen kalyonun kaptanı Cenovalı, ama Portekiz’de büyümüş Messir Anton isimli kişidir. Bir gün bu kalyon fırtınaya tutuldu, bir adaya doğru sürüklendi. Bu adada bolca Zencefil buldu ve bu adalar hakkında yazılar yazdı.
XXII. Bu deniz Batı denizi diye adlandırılır. Fakat Frank denizciler ona İspanyol Denizi derler. Bu zamana kadar bu isimlerle bilinirdi, fakat bu denizlere açılan ve bu adaları bulan Colombo ve Hind bölgelerine giden diğer Portekiz’li kafirler, bu denize başka bir isim vermeye karar verdiler. Onlar yumurta demekten gelen Ovo Sano (sonraları Oceano) ismini seçtiler. Bundan önce bu denizin bir sonu ve sınırı olmadığı, öte tarfının da kapkaranlık olduğu sanılırdı. Şimdi bu denizin karalarla çepeçevre, bir göl gibi sarılı olduğunu anlayınca, ona Ovo Sano ( yumurta gibi) dediler.
XXIII. Bu noktada tek boynuzu olan öküzler ve bu (çizili) biçimde canavarlar vardır.
XXIV. Bu canavarlar 7 kulaç uzunluktadır. İki gözü arası 1 kulaçtır. Fakat bunlar zararsız yaratıklardır.
*Bu yazı progeyik.com' dan alınmıştır.








